Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Üşüdü Yağmur Uzak Kuytularda

Birden bire ve ansızın başladı rüzgar bizi bir araya getirmeye. Kim nereden ve kiminle geldi, bilmiyorduk, bilmiyordu kimse. Önce bir sessizlik hüküm sürdü, ardından hiç tanımadığımız biri gelip kükredi üzerimize. Korktuk. O korkuyla birlikte ağlamaya başladı kimileri. Bir kısmımız devam etti sükunete.
Üzerimize kükreyenden sonra bir bir ışıkla bölündü aramız. Peşinden bir kükreme daha... Daha fazla ağlamaya başladık. Ben de katıldım aralarına ve göz yaşlarımız düşmeye başladı seçemediğimiz uzak bir kuytuya. Bir tükenmişlik çöktü omuzlarıma, çok fazla olan ağlamaklı halime bir duraklama geldi. Hafif bir nefes çektim içime ve ağırlığında alçalmaya başladım. Göz yaşları önce hafif ve yumuşaktı. Benle birlikte ilerledikçe gerilemeye ağırlaşmaya başladılar. Göz yaşlarımı göz yaşlarıyla yıkamak geçti içimden, uzanıp bir tanesini yakaladım, ruhumla; ruhum ağırlaştı, gözlerim karardı. 
Yavaşladım. Bir başka alem gibiydi uzak kuytular. Masum göz yaşları ağır bir top güllesi gibi parçalamakta…

Bırak

Resim
Bırak tutuşsun ellerimiz, korkma yanmaktan
Nefesinden daha mı çok doldurur içimi sensizlik?
Bir dalın yaprağı büyürken soldurma çiçekleri
Bırak lal olsun dillerimiz, dudaklarımız özgürken

Kırılmasa kirpiklerinde düşlerim, bir damla yaşla
Büklüm büklüm yollarında dolaşır da kendimi bulurdum
Yokluğun bile yanımda olsa yeterdi mutluluğa
Bir mehtabın altında sabahlar, rüzgarın saçlarını tarardım

KİM DEMİŞ OKUMUYORUZ DİYE

Uykunun en tatlı yerinde acı bir ses başlar bölmeye tüm düşlerinizi ve o haykırışın sonsuza kadar sürecekmiş gibi kulaklarınızı tırmalayan sesini kısmak ve hatta tamamen ondan kurtulmak için dörtte bir aralık gözlerin bulanık seçiciliğinde bir dedektör gibi telefonun alarmını kapatmak için yılan gibi kıvranır durur elleriniz ki, o ses dursun da sürsün rüya diye ama nafile, çünkü bitmeyecek okumalarla başlayan günün, başın tekrar o yastığa gömülüp de sen rüyalarına dönene kadar son bulmayacak.
İlk okumandır o telefondaki ertele ya da kapat yazısı ve hemen ardından gelen bir sürü birikmiş mesaj ve bildirim. Daha sonra durmadan zorla sana kendini okutan o yazılar. Elbiselerini bile kuşatan küçücük kurtulamadığın sana anlamsız gelen karmaşık yazılar. Muslukta, havluda, şampuanda, sabunda… Bitip tükenmez sözcükler.
Okumak sadece harflerle mi? Duvarda asılı duran bir fotoğraf, halının desenleri, kapının şekli, hepsi bir yazı, dahası bir metin değiller mi? Baktığında sana bir anlam ifade et…