Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kutup Yıldızı

Ellerim ceplerimde, adımlarımın gerisindeyim; ara sıra duraksamaya yaklaşan isteksizliğimle sürüyorum ayaklarımı, kendimi. Ellerim ceplerimden dışarı taşmış. Başparmaklarım inatla dışarda kalmak için direniyor, diğer dördü içerde yan yanda kaynaşmış halde kıpraşıyorlar. Bozuk paralar değiyor tırnaklarıma ama çok ses yok.
Kaldırım taşları betonlaşıyor gittikçe. Her taşa yüklediğim anlam kayıp gitmeye başlıyor su birikintilerinde. Zaman zaman siluetime ve sana rastlıyorum. Çok acımasızca bozuyorum, yan yana duruşumuzu. Dağılan suların içinde hiçbir şey bırakmıyor peşimi, ayakkabılarımın altından devam ediyor takibe çaresizliğimi yalnızlık.
Biraz yaşlıca, hafiften sararmış bıyık ve sakalına değen sigara dumanlarının arasından simit diye haykırıyor bir amca… Parmaklarım, midemin sinyalleriyle daha da bir hareketleniyor. Yakalamak için sıkışıyor tırnaklarım bozuklukları. Simit sarılırken bir parça kağıda, yere düşüyor susamların birazı. Bekleyen kuşların hareketlenmeleri var ardımda.
Ha…

Bırak Demlensin

Ardımda bıraktığın yalnızlığının ıslak kaldırımla bütünleşmesinden duyduğun bir hüznün çöplerin arasında dolaşan kara bir kediden ileri geldiğini durmadan sana vaaz edenlerin sözlerine inat kediyi daha da fazla sevmene sebep olan o tatlı mı tatlı ve kutup yıldızı gibi gözlerinin ışıltısıydı belki de .

Her adımın üstüne bir damla daha yağmur düşüren kara bulut, neden koca maviden geçip gitmiyorsun? Senin üzerinde dolaşan fikirlerin, hayallerin içinden gerçekleşmeyecek olanların acısına mı ortaksın yoksa?

Bırak süpürgenin içinden çıkmayan yaprakları kalsınlar güzel insan? Bırak hüzünler bulvarında biriken ayrılıkları bahar aşklarına kadar demini alsınlar. Bırak kırılan dalları bir parça hasret kalsın yokluğuna ağacın koca gövdesi. Olur ya bir acının koca bir iyileşme tadı olur...