Korkmamayı Öğrendiğimiz Vakit Sevelim

Korkmak öğretilmiş, öğrenmişiz, yerleşmiş; işlemiş iliklerimize. Bir başlangıçtan geri adım atmaya da yeni bir başlangıç yapmaya da, durmaya da ilerlemeye de korkuyoruz. Benliğimizi sakladığımız bir kalabalık var üstümüzde, karşı gelmek bir yana dursun, diline düşmek bile susmamıza yetecek kadar güçlü duruyor önümüzde sevgili.

Koca bir engelin, boynumuza takılmış bir tasmanın buyurduğuna engel olamıyoruz. Zaman zaman oluyor, sevmek gibi mesela sevgili, bir parça direnmek gayretini titreyen ruhumuzun soğuğunda üşüyerek denemek ahmaklığında da bulunuyoruz gerçi. Lakin bir eller topluluğu çekip silkiyor benliğimizi. Ellerin dediklerinde  bağlı kalmış ellerimiz , tutamıyoruz çizilen sınırların ötesini; çıkmak bu çemberin dışına göze almak demek sevgili; sen, ben ve öteki olmayı...

Aldığımız nefeste, sevdiğimiz tende, değdiğimiz ruhta önce eller var, korku var. Hislerin önünde geçemediğimiz bir el var ki, ne uzaklığın derdi ne yokluğunun yeri; bizi avucuna almış kaçamadığımız eller sevgili.

Korkuyoruz, hem üstelik nefesimiz kesilmiş ellerimizin üstünde bir ağırlık, tutmaya varmıyor ellerimiz, elleri. Yaklaştıkça soğuyor, alevlerin sıcağında titriyor bedenlerimiz, tiksiniyor ruhlarımız, korkuyoruz sevgili...

Yaprağın ardındaki dal, otların altındaki toprak, bal yapan arıların içindeki çiçekler; bizim üstümüzde, ardımızda, her anımızda bir el, eller; elalem var sevgili.

Ellerinden kurtulduğumuz vakit, tutalım ellerimizi. Tutuştuğu vakit ellerimiz diyeceklerimizi diyelim ellere. Korkularımızın yükünü ateşe verip, korkmamayı öğrendiğimiz vakit sevelim, aşık olalım birbirimize ama önce biz yanalım sevgili...


Popüler Yayınlar