Hayat Artıkları

Bir kedinin çöpleri karıştırması var ötede, geride bağrışan gençler, ileride bir yerde yükselen kahkahalar... Gece karanlığını alıp örtünmüş gökyüzüne. Sokaklar biraz alaca karanlık, üstelik arabalar durmadan devam ediyor çizgilerde. Bir taksi geçiyor önümde duruyor. İki kişi iniyor içinden. Bir sokak aralığından ilerliyorlar yavaşça. Ağızlarında kelimelerden bir yumak, kim ne diyor anlaşılmıyor. Zaman zaman sokak lambasının ışığında birlikte dans ediyor gölgeleri sadece, ayrı düşen ruhlarına karşın.

Açık yerlerde duruyor üşümüş arayışlarından donmuş dönenler, bir sıcak çorba geliyor kaldırım kenarında bekleyen masalara. Kaşıklar dolaşıyor içlerinde. Dudaklar kapanıp açılıyor sadece. Gözler anlamsızca dolaşıyor geçenlerin üzerinde. Nadir sözcükler dökülüveriyor ortalığa, peşinden koşmaya takati olmayan kulakların ardından sıyrılıp uçuyor onlar da rüzgarda.

Bardaklarının sıcağını içindeki soğuğa değdirip duruyor donuk yüzler sonra. Parmaklar hep kilitli ince bellilerde. Belli, bir laf var ortada. Bir kısık göz duruyor üzerinde, hafif aralık dudakta bekleyen her ifadeye diş bileyip burun büken suretler var etrafında. Uzaklara dalıp çıkamayan ferini kaybetmiş gözlerin özlemi bölünüp duruyor yankılanan ışıklarda. Bedenler buruk, kalpler kırık, eller, eller boş öyle ortada.

Bir titrek ıslık var, ıslak sokaklarda. Kimin ahı kimin kini bilinmez ezilir durur ayaklar altında. Bir ince, bir kalın topuk altında, bir kağıt parçasında yuvarlanır belki umutlar var içinde ya da ardında. Mendil tutan çocuklar, anlamsızlıklara renk katan çiçekler bekler çıkışta. İçini dökmekten titreyen sözcükler ardında bir kalabalık var, koca bir kalabalıktan yalnızlığını soranlara gülenlerin yanında.

Kim, neden, nerede, bilen yok burada. Arayış var, bekleyiş var, gidişler peşinden koşan cansız ruhlar doluşmuş geç kalmışlar sokağında. Birer, ikişer boşalıp sakinleşince ortalık, bir başka hayat başlıyor biten umutlarda, solan hayallerden sonra. Bir acının sevinç olmasına tanık olmak işte tam da burada başlıyor. Yazılıp okunmayan kağıtlar, açılıp tükenmeyen kahırlar, oturulup ısınmayan sandalyeler, bakılıp görülmeyen bir hayat...

Hiçbir şey göründüğü gibi değil diyor çıkışta sana hayat artıkları usta.

Popüler Yayınlar