Kayıtlar

Hayat Artıkları- Sesli

Resim

Bir Parça Kurabiye

Havalar soğuk, mevsim kışa geliyor zamansız bir beklenmezlikten sonra. Sabahları camlar haber veriyor insana; diyor ki, üşüyorum akşamları. Bir ince buğu sarıyor beni, ne tam kapatan ne de tam açık bırakan bir aralık var üzerimde. Üstümde parmaklarından ne kalırsa onları güneşe kadar sergiliyorum ahmakça. Perdelerimi kaldırınca bir parça ısınıyor içeriden kaçmaya çalışan tüm yalnızlık sarıyor beni, doluşuyor üzerime bir baskı. Sıcaklık arıyorum oysa, bir soğuk atlıyor üstüme.

Kombinin sesi dolduruyor odayı. Arada duruyor, başlıyor. Odanın bir tarafından uçuyor kaygısızca ılık hava. Elimdeki bardak üşüyor, içim ısındıkça. Demlere yüklemek yok mu, acıları, beklentileri; artıkça artı içtiğim çayların sayısı. Şekerlerin dağılışı bir çözünmenin kayboluşa varmasında bitiyor derken dudaklarıma yapışmasında bir farklı acı başlıyor içimde. Bir parça kurabiye eşlik eder mi, bu anlamsız içmelere?

Karanlık erken geliyormuş, zaten aydınlık değil ki, perdeler çekili, ışıklar kapalı, bir sigara ile …

Bugün Aylardan Kasım

Resim
Hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmaz dediğin aydayız
Hiçbir şey eskisi gibi değil gerçekten....
Ve aylardan Kasım, sen yoksun ve ben çok mutluyum

Hayat Artıkları

Bir kedinin çöpleri karıştırması var ötede, geride bağrışan gençler, ileride bir yerde yükselen kahkahalar... Gece karanlığını alıp örtünmüş gökyüzüne. Sokaklar biraz alaca karanlık, üstelik arabalar durmadan devam ediyor çizgilerde. Bir taksi geçiyor önümde duruyor. İki kişi iniyor içinden. Bir sokak aralığından ilerliyorlar yavaşça. Ağızlarında kelimelerden bir yumak, kim ne diyor anlaşılmıyor. Zaman zaman sokak lambasının ışığında birlikte dans ediyor gölgeleri sadece, ayrı düşen ruhlarına karşın.

Açık yerlerde duruyor üşümüş arayışlarından donmuş dönenler, bir sıcak çorba geliyor kaldırım kenarında bekleyen masalara. Kaşıklar dolaşıyor içlerinde. Dudaklar kapanıp açılıyor sadece. Gözler anlamsızca dolaşıyor geçenlerin üzerinde. Nadir sözcükler dökülüveriyor ortalığa, peşinden koşmaya takati olmayan kulakların ardından sıyrılıp uçuyor onlar da rüzgarda.

Bardaklarının sıcağını içindeki soğuğa değdirip duruyor donuk yüzler sonra. Parmaklar hep kilitli ince bellilerde. Belli, bir laf …

Seni Sevmek 4 Yılda Bir 29 Şubat Demek

Resim

Seni Anlamak Dört Yılda Bir

Sevmek canısı, sevmek mevsimlerin döngüsü gibi. Hoşlanmak,  kara kışın ortasında öğlen güneşinin ısıtması zemheri gönlü, içindeki buzların yavaşça çözülüp damarlarında dolaşmaya başlaması; bir çözülmenin içinde boğulması ruhun. Erken gelen karanlığın peşinden koşup, içinde aramak gözlerini sevdiceğim. Ellerinin içinde ısıtmak teni, kedinin sokulması gibi sobaya; sarılmak, sarmalanmak mevsimlerden...

Sevilmek  canısı, baharın ılıklığında okşanması ilk tomurcukların. Yaprakların dallarına kavuşması, toprakların kabarması, göç etmek bir gönülden bir gönüle. Yaşamak baharda en tazesinden hisleri, acele etmek kardelenler gibi, aşmak kendini. Çoşmak dereler, nehirler gibi; sığmamak yatağına taşmak dışarı. Baharda sevmek koca bir sevinç, küçük bir 23 Nisan çocuğu olmak sevgili.

Yanmak canısı, olgunlaşmak yazın sıcağında ve hasat edilmek zamanı mevsimlerden. Bereket, tokluk, bolluk bir tarafa, koparılıp alınmak demek toprağından . Ayçiçeği gibi boyun bükmek senin peşinden, başaklardan arda ka…