#bahtiyarköpek #sabahattinali #seslikitap #seslihikaye Sabahattin Ali'nin kaleminden Bahtiyar Köpek'in sesli öyküsü... Keyifli dinlemeler... Abone olarak destek olabilirsiniz https://www.youtube.com/channel/UCJycsZGUaGV49xJUdpcNiXw?sub_confirmation=1 ...Her şey aydınlık, her şey rahattır. Yalnız hepsinin yüzünde garip bir can sıkıntısı ifadesi vardır. Elle tutulamayacak kadar ince, asla yırtılmayacak kadar sağlam bir ağ halinde onları saran bu can sıkıntısı, biraz dikkat edince, kahkahalarda boş bir çınlama, gözlerde soğuk bir alakasızlık halinde kendini gösterir. Söyleyen de, dinleyen de o anda başka bir şey düşünüyor gibidir, halbuki hiçbir şey düşünmezler. Ama bundan şikâyetçi değildirler; hatta canları sıkıldığının bile farkında değildirler. Boş da olsa gülerler ve hallerinden memnun olmasalar da, hayatlarında bir değişiklik istemezler. ... Ah, ben hayvanları çok severim. Bütün canlı mahlukları, hayatı, güzelliği, saadeti severim. Bahtiyar bir köpek bile benim içimi...
Sabahattin Ali'den o güzel kaleminden çok güzel bir hikaye... Bir #aşk ve #hüzün hikayesi... #Balıkesir , #Edremit , #Kazdağları ve o güzel doğanın tasviri içinde dinleyeceğiniz, dinlerken hissedip yaşayacağınız bir hikaye. Keyifli dinlemeler :) Abone olmak için https://www.youtube.com/channel/UCJyc... tıklayınız “Hani şu Hasan’ın nasıl boğulduğunu anlatacaktın!” dedim. “Nasıl boğulduğunu gören yok ki… Yalnız orada boğulduğunu söylüyorlar!” “İyi ya, neden boğulmuş?” “Obaya varınca kime sorsan diyiverir… Hadi yolumuza gidelim!” “Yok canım!” dedim. “Yemek üstüne hemen yola çıkmak iyi değildir. Sonra obada İsmail Baba’yla konuşacak çok lafımız var… Sen bildiğin kadarını söyleyiver! Hacer heybeyi tekrar yanına bırakarak azıcık düşündü. Bir aralık gözlerini üstümde gezdirerek hikayesini ne dereceye kadar alaka ile dinleyeceğimi, ne kadar anlayabileceğimi keşfetmek ister gibi beni süzdü. Genç yüzünde büyük bir ciddilik, iri, siyah gözlerinde dalgın bir hal vardı. “Bu Hasan Zeytin...
Vakitlerden sevdadır şimdi. Gönülleri yok yere harap eden ayrılığın hüzün saatinde gülen aşktır dudaklarda ve şiirdir yok yere tüketen insanı. Satır satır çiledir, hasrettir kelimeler. Kıta kıta bitip tükenmektir oysa şiir. Şiir, gereksiz zamanların sultanıdır. Gönülleri yıkandır yaparken; uzaklardan uzaklara giderken geri dönmektir son kelimede… Vakitlerden özlemdir şimdi. Hataları yoklamak zahmetinde kavrulan yüreğin feryadıdır unutamadımlar, seviyorumlar… Tek tek yok olmuş mektupların birer birer çekmecelerden çıkışıdır dışarıya. Elinde tutarken bile titreyen kirpiklerinin soğukluğunda saklanmak mecburiyetinde bıraktığın bir damla eskimiş gözyaşıdır yılların içinden çıkagelen şimdi… Vakitlerden pişmanlıktır şimdi. Geçmişin içinde közlenmiş ne varsa alevlenip içinde esen ve üşüten seni. Kalemin ucunda asılı bıraktığın bir sözcüktür buran içini ve seni kahreden değildir geçmiş, geçmişin vefasıdır bugüne kadar ayakta tutan her ne varsa yıkan seni… Vakitlerden şiirdir şimdi...
Yorumlar
Yorum Gönder